<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hüsnü Ağabey &#8211; Hizmet Vakfı 1973  Kur&#039;an-ı Kerim ve Risale-i Nur Hizmetleri</title>
	<atom:link href="https://www.hizmetvakfi.org/etiket/husnu-agabey/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.hizmetvakfi.org</link>
	<description>Gayemiz yalnızca Kur&#039;an-ı Kerim hakikatlerini ilan ve neşirdir</description>
	<lastBuildDate>Fri, 17 Aug 2018 02:41:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>
	<item>
		<title>Hüsnü Bayram Ağabey&#8217;den Kurban Bayramı Tebriki</title>
		<link>https://www.hizmetvakfi.org/husnu-bayram-agabeyden-kurban-bayrami-tebriki.html</link>
					<comments>https://www.hizmetvakfi.org/husnu-bayram-agabeyden-kurban-bayrami-tebriki.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[cafer]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Aug 2018 02:31:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüsnü Bayramoğlu Ağabey'in Mektupları]]></category>
		<category><![CDATA[manset]]></category>
		<category><![CDATA[bayram tebriki]]></category>
		<category><![CDATA[Hüsnü Ağabey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hizmetvakfi.org/?p=2121</guid>

					<description><![CDATA[بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا  يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ Aziz, sebatkâr, fedakar, sıddık kardeşlerim!  Evvela: Gelecek bayramınızı tebrik ederim. وَالْفَجْرِ ٭ وَ لَيَالٍ عَشْرٍ  kasem-i Kur&#8217;aniyle fevkalade kıymetleri tahakkuk eden o mübarek gecelerde ve seherlerde mübarek kardeşlerimin mübarek duaları hem bana, hem ehl-i imana çok bereketli ve nurlu olmasını rahmet-i [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا  يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪</p>
<p>اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ</p>
<p><em>Aziz, sebatkâr, fedakar, sıddık kardeşlerim!  </em></p>
<p><em>Evvela: Gelecek bayramınızı tebrik ederim.</em></p>
<p>وَالْفَجْرِ ٭ وَ لَيَالٍ عَشْرٍ  <em>kasem-i Kur&#8217;aniyle fevkalade kıymetleri tahakkuk eden o mübarek gecelerde ve seherlerde mübarek kardeşlerimin mübarek duaları hem bana, hem ehl-i imana çok bereketli ve nurlu olmasını rahmet-i rahmandan niyaz ederim</em>.</p>
<p><strong>Said Nursi</strong></p>
<p>Bizler de bütün kardeşlerimizin birlik ve beraberlik içindeki tesanütlerini, ittihat ile uhuvvetimizin teminini, Risale-i Nura sadakat ve kanaat ve ihlas ile hizmetlerimizin devamını, üstadımıza iştiraken kurban bayramlarını bütün ruh-u canımızla tebrik ederiz.</p>
<p>Vatan ve milletin selametine, dış ve iç düşmanların planlarının akim kalmasına ve sayın devlet başkanımıza ve muhafazasına ve beraberinde olanlara bu zor görünen şartları ve engelleri aşmalarını, istikametle hizmetlerinin devamını, devletimize karşı yapılan bütün hâinane planların akim kalmasını dua ile niyaz ediyoruz.</p>
<p>Hem Üstadımızın vefatından az evvel yazdığı müsbet hareket ve devletine sahip çıkmanın ehemmiyetinden bahseden mektubunda; bizler asayişi muhafazayı netice veren Risale-i Nurun iman ve Kur’an dersleriyle müsbet hizmetlerimizle dualarımızla fisebilillah devlet başkanımıza ve devletimize şer ve tahriplere karşı yardımcı olup; bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir, menfi hareket değildir.</p>
<p>Rıza-yı ilahiye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır. Menfi hareket vazifemiz değildir. Benlik ve enaniyetten muhafaza olunup, Risale-i Nurun bir esası, kusurunu bilmekle mahviyetkârane yalnız rıza-yı ilahi için rekabetsiz hizmet edip, yalnızca hizmetkâr olduğumuzu idrak etmektir.</p>
<p>Hem üstadımızın musibetler karşısında Kastamonu Lahikası’nda:</p>
<p><em>Mükerrer tecrübelerle Risale-i Nur inayet altındadır, hiç bir taife bu zamana kadar böyle ehemmiyetli hizmette bizler kadar az meşakkatle kurtulan olmamış. </em></p>
<p><em>&#8220;Risale-i Nur talebeleri içinde tesanüdü bozmak&#8221; Onsekiz seneden beri hakkımızda proğramları, has talebeleri bizden kaçırmak, soğutmak idi. Bu planları akim kaldı. Şimdi tesanüdü bozmak ve bazı menfaatperest fakat ehl-i ilim ve ehl-i dinden, Risale-i Nur&#8217;un cereyanına karşı rakib çıkarmak suretiyle intişarına zarar vermeye çalışıyorlar. </em></p>
<p><em>Hem Ramazan Risalesi&#8217;nin ahirinde nefs-i emmareyi her nevi azabdan ziyade, açlık ile temerrüdünü terkettiği gibi; şimdiki ehl-i nifakın mütemerridane sefahetinin cezası olarak umuma ve masumlara da gelen bu açlık ve derd-i maişet belasından ehl-i dalalet istifade edip, Risale-i Nur&#8217;un fakir şakirdlerinin aleyhine istimal etmek ihtimali var.</em></p>
<p><em>Madem şimdiye kadar ekseriyet-i mutlaka ile Risale-i Nur şakirdleri, Risale-i Nur hizmetini her belaya, her derde bir çare, bir ilaç bulmuşlar.</em></p>
<p><em>Biz her gün hizmet derecesinde, maişette kolaylık, kalbde ferahlık, sıkıntılara genişlik hissediyoruz, görüyoruz. Elbette bu dehşetli yeni belalara, musibetlere karşı da, yine Risale-i Nur&#8217;un hizmetiyle mukabele etmemiz lazımdır.</em></p>
<p><em>Ben tahmin ediyorum ki:</em></p>
<p><em>Bütün küre-i arzın bu yangınında ve fırtınalarında, selamet-i kalbini ve istirahat-ı ruhunu muhafaza eden ve kurtaran, yalnız hakiki ehl-i iman ve ehl-i tevekkül ve rızadır. Bunların içinde de en ziyade kendini kurtaranlar, Risale-i Nur&#8217;un dairesine sadakatla girenlerdir. </em></p>
<p><em>Çünki bunlar, Risale-i Nur&#8217;dan aldıkları iman-ı tahkiki derslerinin nuruyla ve gözüyle, her şeyde rahmet-i İlahiyenin izini, özünü, yüzünü görüp, her şeyde kemal-i hikmetini, cemal-i adaletini müşahede ettiklerinden kemal-i teslimiyet ve rıza ile, rububiyet-i İlahiyenin icraatından olan musibetlere karşı teslimiyetle, gülerek karşılıyorlar, rıza gösteriyorlar. Ve merhamet-i İlahiyeden daha ileri şefkatlerini sürmüyorlar ki, elem ve azab çeksinler. </em></p>
<p><em>İşte buna binaen, değil yalnız hayat-ı uhreviyenin, belki dünyadaki hayatın dahi saadet ve lezzetini isteyenler, -hadsiz tecrübelerle- Risale-i Nur&#8217;un imani ve Kur&#8217;ani derslerinde bulabilirler ve buluyorlar.</em></p>
<p>Bu vesilelerle tekrar kardeşlerimizden alem-i İslam’ın ve memleketimizin muhafazasını ve devletimizin maddi ve manevi terakkisini ve hizmetlerimizin inkişafını istemeyen, daima menfi hareket edenlere ehemmiyet vermeden, hizmetimizde sadakat ve kanaatla devletimize desteklerle, Hac’da, Arafat’ta, kudsi makamlarda yapılan dualar hürmetine memleketimizin muhafazasını niyaz ile tekrar bayramlarınızı tebrik ediyoruz.</p>
<p><strong>Ümitvar olunuz şu istikbal inkilabı içinde en gür sada islamın sadası olacaktır.</strong></p>
<p><em>Üstadım Bediüzzaman hazretlerinin talebesi ve hizmetkârı </em></p>
<p><strong>Hüsnü BAYRAMOĞLU</strong></p>
<p>kaynak: www.nurdanhaber.com</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hizmetvakfi.org/husnu-bayram-agabeyden-kurban-bayrami-tebriki.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güney Amerika Nur Talebelerinden Mektup</title>
		<link>https://www.hizmetvakfi.org/guney-amerika-nur-talebelerinden-mektup.html</link>
					<comments>https://www.hizmetvakfi.org/guney-amerika-nur-talebelerinden-mektup.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Dec 2017 14:48:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüsnü Bayramoğlu Ağabey'in Mektupları]]></category>
		<category><![CDATA[manset]]></category>
		<category><![CDATA[Arjantin]]></category>
		<category><![CDATA[ekvator]]></category>
		<category><![CDATA[Hüsnü Ağabey]]></category>
		<category><![CDATA[latin amerika]]></category>
		<category><![CDATA[peru]]></category>
		<category><![CDATA[şili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hizmetvakfi.org/?p=1962</guid>

					<description><![CDATA[Esselamunaleykum ve Rahmetullahi ve Barakatuhu Nur’un bayramını yaşadığımız, dünyanın öbür ucu diyebileceğimiz Güney Amerika’dan binler selam ediyoruz. Nasıl bayram olmasın! Üstadımızın talebesi ve mutlak vekili Hüsnü Bayram ağabeyimiz üçüncü defa Latin Amerika topraklarına geliyor, kalbimizi memnun, ruhumuzu mesrur ediyorlardı. İlk ziyaretinin üzerinden dört sene ikincisinden ise yaklaşık iki yıl geçmişti. Hem latin hem de Türk [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="post-content">
<div class="entry-meta postmeta">
<p><em style="font-size: 15px;"><strong>Esselamunaleykum ve Rahmetullahi ve Barakatuhu</strong></em></p>
</div>
<div class="entry clearfix">
<div id="nurdanhaber" style="font-size: 15px;">
<p><span style="font-weight: 400;">Nur’un bayramını yaşadığımız, dünyanın öbür ucu diyebileceğimiz Güney Amerika’dan binler selam ediyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nasıl bayram olmasın! Üstadımızın talebesi ve mutlak vekili <em><strong>Hüsnü Bayram ağabeyimiz</strong></em> üçüncü defa Latin Amerika topraklarına geliyor, kalbimizi memnun, ruhumuzu mesrur ediyorlardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk ziyaretinin üzerinden dört sene ikincisinden ise yaklaşık iki yıl geçmişti. Hem latin hem de Türk nur talebeleri olarak, ağabeyimizi tekrar buralarda görmek istiyor ve her fırsatta kendisini davet ediyorduk. Çoktan beri muntazırdık, bekliyorduk… Nihayet 10 Kasım 2017, Cuma gecesi üçüncü Güney Amerika ziyaretinin ilk durağı olan Arjantine teşrif ettiler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu ziyaretinde kendisine, hayatını <strong>Risale-i Nur</strong> hizmetine adamış Mahmut İşgören ağabey ve Taha kardeş eşlik ediyorlardı. Bizler de Şili’den Ahmet Hasan, Ekvador’dan Hafız Enes, Avusatralya’dan Ahmet Erdem ağabeylerle havaalanında onları karşıladık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><em><strong>Hüsnü Ağabeyin</strong></em> daha önceki seyahatlerinde ziyaret ettiği her ülkede hidayet vakaları yaşanması geleneği yine bozulmadı. Bu sefer daha <em><strong>Hüsnü Ağabeyin</strong></em> uçağı inmeden, önceden nurları okuyan ve dershaneye gelen Rodrigo  kardeşimiz kelime-i şehadet getirip müslüman oldu. Rabbim imanını ziyade etsin. Amin…</span></p>
<div class="wp-video" style="width: 640px;">
<div id="mep_0" class="mejs-container mejs-container-keyboard-inactive wp-video-shortcode mejs-video" style="width: 640px; height: 352px; min-width: 217px;" tabindex="0" role="application" aria-label="Video oynatıcı">
<div class="mejs-inner">
<div class="mejs-controls">
<div class="mejs-button mejs-fullscreen-button"> İlerleyen yaşına rağmen büyük fedakarlıklarla uzun bir yolculuktan sonra Güney Amerika’nın ilk medrese-i nuriyesinin açıldığı Arjantine ulaşan <em><strong>Hüsnü Ağabeyi</strong></em> ve bizleri uzun ve yoğun bir program bekliyordu.Hemen ertesi günü haftalık mutad devam eden Cumartesi dersimizde Arjantinli ve Türk kardeşlerimiz bulunuyordu. Baştan nihayete kadar 20.Mektubu okuduktan sonra, <em><strong>Hüsnü Ağabey</strong></em> meslek meşreble alakalı düsturlar ve Üstadımızın hayatından hatıralar anlatıyordu. Bir ara farkettik ki nur derslerinin müdavimlerinden Ricardo kardeş başını öne eğmiş, dalmış gibiydi. Sonra birden doğruldu ve dedi ki;– “<strong>Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri talebelerini seçerken çok isabetli ve doğru bir seçim yapmış. Çünkü bu hizmet, Türkiye’de doğmuş ama ta bu uzak kıtalara kadar ulaşmış.</strong>”Ricardo’nun bu sözü bizi hem şaşırtmış hem de memnun etmişti. Zira birkaç yıldır nurları ispanyolca tercümesinden okuyan birisinden südur eden bu sözler, onun ferasetinin ve üstada olan sadakatinin de bir tezahürüydü. Vakit ilerliyor, <em><strong>Hüsnü Ağabey</strong></em> anlatıyor, cemaat şevkle dinliyordu. Artık gece iyice geç olduğundan bizler nazikçe müsaade istemek için <em><strong>Hüsnü Ağabeyin</strong></em> uzun yoldan geldiğini ve istirahat etmesi gerektiğini söyledik. Bunun üzerine Hacı Karlos birden dedi ki;</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><span style="font-weight: 400;">– “<strong>Olmaz! Hüsnü Ağabey Risalelerle alakalı meseleleri bize anlatmalı. İstirahat işini de kabre bırakmalı.</strong>” Fıtri bir şekilde söylenen bu sözlerin fıtriliğine ilişmemek için biz de aynen sizlerle paylaşmak istedik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonrasında başka bir kardeşimiz dua etti “<strong>Allah Hüsnü Ağabeye hayırlı uzun ömür versin ki, daha nice yerlerde bu hizmetleri ifa edebilsin, istifadelere medar olsun.</strong>” Amin…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buenos Aires’te Palermo ve Al Ahmad camiilerini ziyaret ve oradaki kardeşlerimizle görüşmelerle iki günlük kısa Arjantin programının sonuna gelmiştik. Artık Latin Amerika vakıf okuma programı için seyahatimizin ikinci durağı olan Şili’ye gitmek için hazırdık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şili’de kalabalık ve coşkulu bir cemaat çiçeklerle <em><strong>Hüsnü Ağabeyi</strong></em> karşılamıştı. Sonrası yine malum… İspanyolca ve Türkçe okunan nurlu ve feyizli dersler, her fırsatta Üstadımız <strong>Bediüzzaman Said Nursi</strong> hazretlerine ve <strong>Risale-i Nur’a</strong> tam sadakat ve kanaatin ehemmiyetinden bahseden <em><strong>Hüsnü Ağabeyden</strong></em> duyduğumuz sözler adeta iksir gibi kalplere işliyor, ruhlara nüfuz ediyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hatta bir sabah Kolombiyalı İbrahim kardeşe birisi muhabbetinden diyor; </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– “İbrahim bana birşeyler söyle! Öyle şeyler söyle ki bana şevk olsun, kuvvet olsun, harekete getirsin.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">O da cevaben; </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– “Şevk için, harekete gelmek için <em><strong>Hüsnü Ağabeyi</strong></em> görmek yetmiyor mu? ” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu cevap karşısında şaşıran kardeşimiz soruyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– “Nasıl?” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kolombiyalı İbrahim diyor; </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– “<strong>Bak kardeşim, ben Türkçe bilmediğim halde Hüsnü ağabeyin söylediklerinden istifade ediyorum. Evet, belki ne dediğini tam anlamıyorum ama ruhen, kalben istifade ediyorum. Bu sahabe efendilerimizin sohbeti gibi. Çünkü onlar kalpten kalbe konuşurlardı.</strong>”</span></p>
<div class="wp-video" style="width: 848px;">
<div id="mep_1" class="mejs-container mejs-container-keyboard-inactive wp-video-shortcode mejs-video" style="width: 848px; height: 480px; min-width: 217px;" tabindex="0" role="application" aria-label="Video oynatıcı">
<div class="mejs-inner">
<div class="mejs-controls">
<div class="mejs-button mejs-volume-button mejs-mute">
<p>&nbsp;</p>
</div>
<div class="mejs-button mejs-fullscreen-button"> Birkaç yıldır nurları okuyan başka birisinden bu sözleri duyan kardeşimiz çok şaşırıyor. Bu arada İbrahim anlatmaya devam ediyor “<em><strong>Hüsnü Ağabeyi</strong></em> görmek demek onun yıllar boyu süren fedakarlığını anlamak demek…ilerleyen yaşına rağmen bu uzun ve yorucu yolculuğa katlanıp buralara kadar gelmesiyle şevk almak demek… Ayrıca bir şey daha var ki, Hüsnü Ağabeyin bu yaptığını çokları yapmıyor. Başka ülkelerdeki alim zatlar istiyorlar ki insanlar onların yanına gitsin ve onlardan istifade etsinler. Fakat <em><strong>Hüsnü Ağabey</strong></em> dünyanın her yerinde <strong>Risale-i Nur’u</strong> ve Üstadımızı anlatmak için durmadan, yorulmadan seyahat ediyor ve bir çok insanın imanlarının kurtulmasına vesile oluyor.” Bizler de bu sözlere binler maşaallah, barekallah diyoruz….</div>
<div class="mejs-button mejs-fullscreen-button">Bir sohbet esnasında <em><strong>Hüsnü Ağabey</strong></em> dedi ki; “İslam düşmanlarının bir planının da ehl-i imanın birbirine olan muhabbetini kalplerden sökmek için türlü desiselerle fitne yaymak istiyorlar. Buna mukabil bizler de bu toplanmalar ve <strong>Risale-i Nur</strong> dersleri ile uhuvvet ve muhabbeti tesis ediyoruz. Burada toplanmak, beraber vakit geçirmek hatta çay içmek bile buna vesiledir” Hakikaten de bu programda belki madde madde mevzu yazıp bir mesele konuşup kararlar almadık. Yalnız fıtri vazifemiz olan nurlarla meşgul olduk, muhabbet ettik, dertleştik. Fakat her birimiz hizmet ettiğimiz ülkelerdeki medreselerimize azami şevk ile döndük ve yine, yeniden taze bir <strong>“BİSMİLLAH”</strong> deyip, kaldığımız yerden hizmetlerimize devama niyet ettik. Rabbim daim eylesin, amin…</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><span style="font-weight: 400;">İstirahat ve dinlenmek kelimelerinden hiç hoşlanmayan <em><strong>Hüsnü Ağabey</strong></em>, müteaddit defalar diyordu ki; “Buraya dinlenmeye, istirahat etmeye gelmedik” Gecenin geç saatlerine kadar süren derslerden sonra bile sabah namazından çok önce ayakta olan Ağabeyimiz ertesi gün yine yoğun bir şekilde derslere ve ziyaretlere devam ediyordu. Bu ziyaretlerden birisinde bir süredir İslamiyeti araştıran hatta Türkiye’yi de ziyaret eden bir kardeşimiz de <em><strong>Hüsnü ağabey</strong></em> ile beraber kelime-i şehadet getirip Müslüman oldu. Allah imanını ziyade eylesin, amin…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaklaşık bir hafta devam eden Latin Amerika vakıf okuma programı bu müjdeli haberlerle nihayet bulmuştu. Artık yeni müştaklara, Risale-i Nur’un fıtri muhtaçlarına ulaşmak için Ekvador’un Guayagil şehrine yola çıkmak için hazırdık. Beş saatlik bir yolculuktan sonra  Guayagile ulaştık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Güney Amerika’nın en yeni ama en geniş medrese-i nuriyesinde  Türkiye’den gelen genç vakıf kardeşlerimizle beraber oralı latin müslümanlar bizleri karşıladı. Yine nurlu dersler, yine hidayet…Yaklaşık bir aydır Ekvador dershanesinde kalan Luis isimli kolombiyalı kardeşimiz müslüman değildi ama medresede kalıyor, abdest alıp namaz kılıyordu. <em><strong>Hüsnü ağabey</strong></em> bu kardeşi görünce kendisine dedi ki “senin siman ben Müslümanım diyor” Luis henüz Müslüman olmamış, araştırmaya, öğrenmeye devam ediyordu. Fakat hemen o anda kısa bir sohbet ve soru-cevap neticesinde yine gelenek bozulmadı ve Ekvador ziyaretimizde de bu kardeşimiz <em><strong>Hüsnü Ağabeyle</strong></em> beraber kelime-i şehadet getirip Müslüman olarak Muhammed Ali ismini aldı. Allah imanını ziyade etsin. Amin…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Programın yoğunluğu ve vaktin darlığından dolayı Ekvador’da fazla kalamayacaktık. Bir gece derse katılıp ertesi gün Peru’nun başkenti <strong>Lima</strong>’ya gitmek üzere yola çıktık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer ülkelerden farklı olarak Peru’da bizi perulu nur talebeleri karşılamıştı. Evet, üstadımız <strong>Bediüzzaman</strong> hazretlerinin duası kabul olmuş, nurlar bu uzak diyarlara kadar ulaşmış, ona sarılacak ve kuvvet verecek layık elleri bulmuştu. Zira Üstadımız buyurmuştu; “Ben bu nurları bütün dünyaya okutturacağım! ”</span></p>
<div class="wp-video" style="width: 400px;">
<div id="mep_2" class="mejs-container mejs-container-keyboard-inactive wp-video-shortcode mejs-video" style="width: 400px; height: 220px; min-width: 217px;" tabindex="0" role="application" aria-label="Video oynatıcı">
<div class="mejs-inner">
<div class="mejs-controls">
<div class="mejs-button mejs-volume-button mejs-mute">
<p>&nbsp;</p>
<div class="mejs-volume-total">
<div class="mejs-volume-handle" style="bottom: 80%; margin-bottom: -3px;">Çevre şehirlerden de yeni Müslüman olan veya meraklı olan kardeşler de medrese-yi nuriyeye gelerek Kur’an-ı kerim’in bu asırdaki mucize-i maneviyesi <strong>Risale-i <a href="http://nurdanhaber.com/etiket/risalei-nur" data-slimstat="5">Nur</a></strong>’un kapısını aralayıp İslamiyete adım atıyorlardı. Bunlardan birisi de <strong>Huankavelika</strong> şehrinden gelen Moises kardeş idi. Bu kardeşimiz de <em><strong>Hüsnü ağabey</strong></em> ile beraber kelime-i şehadet getirip iman ederek hayatını İslam ile şereflendirdi ve Musa ismini aldı.</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><span style="font-weight: 400;">Dedik ya durmak yok! Dinlenmek yok! Pür şevk koşturmaya devam. Aynı günün akşamına burada yeni açılan bir mescidin hadimleri Hüsnü Ağabeyin peru ziyaretinden dolayı cemaati davet etmişler. Biz de bu davete icabet ettik. Bir saatten fazla süren dersimizde meyve risalesinden 4. ve 5. Meseleler okundu. Sonrasında <em><strong>Hüsnü Ağabey</strong></em> yine Üstad’dan ve Risale-i nurun okunmasının ehemmiyetinden bahsetti. Cemaatin kemal-i dikkatle dersi dinlemesi, parlayan gözler, tasdik emaresi sallan başlar her yerde olduğu gibi burada da nur hizmetlerinin ihtiyacının büyüklüğünü gösteriyordu. </span></p>
<p><b><i>Bu arada bahsetmeden geçemeyeceğimiz çok mühim bir durum dikkatlerimizden kaçmıyordu. Hüsnü Ağabey her ne kadar maddeten Güney Amerika’da olsa da bir parçası adeta Türkiye’de idi ve ziyadesiyle memleketimiz ile alakadardı. Gittiğimiz her ülkede ve şehirde, katıldığımız her sohbette  olduğu gibi Peru’da da İslamiyetin içine atılmak istenen fitnelerden bahsetti. Kuzu postuna girmiş kurtlardan, münafık fitnecilerden zarar görmemek için uyanık olmamız gerektiği hususlarında uyarılarda bulundu. Bu münafıklardan birisinin de fetö olduğunu, İslâma hatta Hristiyanlara bile büyük zarar verdiğinden bahsetti. Şahsi menfaat ve çıkar davasında yapıldığı için böyle bir hizmet tarzının asla İslamiyet’te yeri olmadığını söyledi. Ayrıca Reis-i Cumhurumuz Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendinin kendisine vazife addedip  Mynmar’da, Arakanda zulüm gören müslümanlara sahip çıktığı gibi Mısır, Suriye, Filistin ve sair müslüman ülkelerin dertleriyle de dertlenip alem-i islamın birlik ve beraberliği ve ittihad-ı islam için çalıştığını söyledi. Bundan dolayı da islam düşmanlarının hedefinde olduğunu ve muhtelif dünya ülkelerinin, türlü iftiralar ile kendisinini çürütmeye ve yanlış tanıttırmaya çalıştığını söyledi. Buna mukabil hakikati her yerde söylemek gerektiğni söyledi. Son olarak da; “Şimdi hükümet aleyhinde bulunmak demek islamiyet, vatan ve devlet aleyhinde bulunmak demektir. Bizler şimdi vatan, millet ve islamiyet namına Reis-i Cumhurumuz Recep Tayyip Erdoğan’ı müdafaa ve muhafaza etmeliyiz” dedi ve ziyaret ettiğimiz her ülkede bunu evvela ve bizzat kendisi yaptı. </i></b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hüsnü ağabey heyecanla sözlerine devam ediyor bizi de canlandırıyordu; </span><b>“ÜMİTSİZLİĞE KAPILMAYIN, İSTİKBAL İSLAMINDIR, İTTİHAD-I İSLAM GERÇEKLEŞECEKTİR, MÜSLÜMANLAR YENİDEN TAM SÖZ SAHİBİ OLACAKLARDIR”</b><span style="font-weight: 400;"> cemaatten yükselen amin sesleri ile sohbet sona ermiş, herkes şevk almış ve kuvvet bulmuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hızımızı hiç kesmeden hemen başka bir görüşme için yola çıktık. Bu sefer 2013 yılında Lima’da katıldığımız fuar vesilesi ile tanıştığımız bir aile ile görüşecektik. Bu ailenin en küçük ferdi <strong>Mitsiu</strong> müslüman olmadığı halde risalelerden bir tek gençlik rehberini okuyup öyle etkilenmişti ki, her gün fuara geliyor, Perululara Kur’an-ı Kerim’in mucizeliğinden, risalelerin okunmasının faydalarından bahsediyordu. Cenab-ı Allah isterse gayr-i müslimlere de işte böyle hizmet ettiriyordu. Bu kardeşimiz daha o zaman bir gün müslüman olacağım diyor ama zamanını bilmiyordu. </span><b>Aradan tam dört yıl geçmişti ve bir gün rüyasında bir ses duyduğunu söyledi. Deniliyor ki; “SENİN ZAMANIN GELDİ</b><span style="font-weight: 400;">” </span><b>Bu rüyada Allah’ın şefkatini öyle bir hissediyor ki bunun neticesinde çok büyük, tarif edemeyeceği manevi bir zevk aldığın söylüyor.</b><b>Fakat uyandığında farkediyor ki o manevi haletten eser yok, adeta nurdan zulmete düşmüş. O an anlıyor ki o hali tekrar yaşaması için islamiyete girmenin vakti gelmiş.</b><span style="font-weight: 400;"> Fakat arzu ediyor ki madem bu yola nur talebeleri ile girdim o zaman kelime-i şehadet getirip islamiyete ilk adımı atarken de nur talebeleri bunun şahidi olsun. Demek öyle ihlaslı istemiş ki, ebedi hayatının kurtulmasına vesile olan eserlerin müellifi Üstadımızın talebesi ve vekili Hüsnü Ağabey ve dünyanın dört bir tarafından nur talebeleri bu ebediyete intikal edecek anların şahidi olacaklardı. Bu arada orada bulunan ve fıtraten de islamiyete çok yakın olan anne ve babasına da islamiyete girmeleri teklif edildi. Babası dedi ki ben kabul ediyorum, müslüman olmak istiyorum. Annesi ise “benim müslüman olmadığımı nereden biliyorsunuz?” diyerek manen çoktan hazır olduğunu gösteriyordu. Nihayet o an geldi ve bütün aile Hüsnü ağebeyin söylediklerini kelime kelime tekrar ettiler. <span style="color: #800000;"><strong>“EŞHEDÜ EN LA İLAHE İLLALLAH VE EŞHEDÜ ENNE MUHAMMEDEN ABDUHU VE RASULUHU”</strong></span> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pasifik okyanusu bir taraftan gece ve yıldızlar bir taraftan bu şehadete şahitlik ediyorlardı. Bir ailenin daha inşaallah ebedi hayatı kurtulmuş bize de bu güzel gecenin manevi hazzı kalmıştı. İşte bu anlar bütün yorgunluğumuzu alıyor, bütün dertlerimizi unutturuyor ve daha nice muhtaç gönüllere ulaşmak, nice zulmetli hayatları nurlandırmaya çalışmak için bize şevk ve kuvvet veriyordu. Elhamdulillahi haza min fadli Rabbi…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Güney Amerikanın umumunda gördüğümüz bu İslam’a olan merak ve Kur’an’a ve onun bu asırdaki dersine olan iştiyak ve istifadelerin neticesindeki hidayet vakaları bize Tarihçe-i hayattan şu cümleleri hatırlatıyordu. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">“<strong>Risale<a href="http://nurdanhaber.com/etiket/risalei-nur" data-slimstat="5">–</a>i Nur</strong> yalnız bu vatan ve millet için değil, alem-i islam ve bütün beşeriyetin ihtiyacına cevap verecek bir külliyat olarak telif edilmiştir” </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Amenna ve saddakna…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çiçeği burnunda yeni Müslüman bu aileyi bir kez daha tebrik edip sonraki gün çıkacak olduğumuz Brezilya yolculuğu için medresenin yolunu tuttuk. Dershaneye vardığımızda ise gecenin ilerleyen saatine rağmen, başka birisinin bizi beklediğini gördük. İspanyolca Risalelerin Peru’da basımının yapıldığı matbaanın sahibi Alan, <em><strong>Hüsnü ağabeyin</strong></em> Peru’ya geldiğini duyunca, kara yolculuğu ile gelinse iki günlük mesafede bulunan <strong>Loreta</strong> şehrinden Lima’ya gelmiş onu bekliyordu. <em><strong>Hüsnü Ağabey</strong></em> de kendisi ile bizzat alakadar oldu, risaleleri okumayı tavsiye etti. Ayak üstü uzunca bir sohbet edildi. Sonra <em><strong>Hüsnü ağabey</strong></em> daha beş on dakika önce tanımış olduğu birisinden son derece nazik bir üslupla müsaade istiyordu. Alan ispanyolca olarak dedi ki; “<strong>aun ke sea un minuto es sufisiante para m</strong>i ” yani “<strong>sizinle “bir dakika” bile görüşmüş olsaydım bile benim için yine de yeterliydi</strong>” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tam dönüp söylediklerini tercüme edecektik ki <a href="http://www.hizmetvakfi.org/kategori/husnu-bayramoglu-agabey-mektuplari" target="_blank" rel="noopener" data-slimstat="5"><em><strong>Hüsnü ağabey</strong></em></a> Alan’a dedi ki; “<strong>Allah için “bir dakika” görüşmek bir sene görüşmeye bedeldir</strong>” Bu güzel tevafukla Peru seyahatimizi tamamlamış, çok nurlu, ebedi hatıralarımıza bir yenisini eklemiştik</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Böylece, aslında planımızda olmamasına rağmen <em><strong>Hüsnü Ağabeyin</strong></em> bizzat programı değiştirmesi ve daha fazla kalabilmek için Türkiye biletini de ileriye alarak ısrarla Peru’ya gelmek istemesinin hikmetini de biz sonradan anlamış olduk.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hakikaten Peru’da çok güzel ve manevi bir hava ve münbit bir hizmet zemini vardı. Bu haller bize Hüsnü Ağabey’in dört sene önce Peru’ya geldiğinde söylediklerini hatırlattı “ <strong>Allahu alem Üstadımızın “Amerika” ile alakalı müjdeleri Güney Amerika’ya bakıyor</strong>” Bizler de bu müjdeden aldığımız şevkle, sizlerin duası, üstadımızın himmeti, Allah’ın inayeti ile bu mazlum halkın muhtaç oldukları tesellinin en kuvvetlisi olan Kur’an nurlarını kendilerine ulaştırmak için koşuyor, gayret ediyoruz. Bu hususta müsteceb dualarınızı bekliyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Perşembe gecesi de Peru’dan sonra seyahatimizin son durağı olan Brezilya’ya varmıştık. Ertesi gün Cuma namazından sonra Brezilyalı müslümanlarla medresemize döndük. Misafirlerimizden birisi de Kaiki isimli brezilyalı bir genç idi. Bu kardeşimiz iş için gittiği başka bir şehrin sahilinde yürüyüş yaparken üç müslüman ile tanışıyor ve ona birkaç kitap hediye ediliyor. Sonrasında islamiyet hakkında araştırma ve okuma yaptıkça daha çok etkileniyor ve nihayet Cuma günü medresede müslüman olmaya kara veriyor. Hemen <em><strong>Hüsnü Ağabey</strong></em> ile beraber kelime-i şehadet getirip hilkatin en yüksek gayesi olan imanı elde ediyor ve inşaallah ebedi hayatını kurtarıyor. Rabbim daim eylesin, amin…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">En başından ta en sonuna kadar tevafuklar ve inayetler silsilesi ile adeta manevi bir bayram tadında geçen seyahatimiz başka bir hüsn-ü tevafukla hüsn-ü hatime edecekti. Dedeleri seneler önce Fas’tan göç eden Hüsnü isimli bir Brezilyalı kardeşimiz <em><strong>Hüsnü abiyle</strong></em> tanışmıştı. Zaman zaman Türkiye’den gelen misafirlerden birisi sandığı <em><strong>Hüsnü Ağabeyin</strong></em>, daha birkaç hafta önce okumaya başladığı ve bu “bir inci”dir dediği Portekizce Sözler mecmuasının müellifi <strong>Bediüzzaman</strong>’ın talebesi ve varisi olduğunu öğrendiğinde çok heyecanlanmıştı. Bizler de onun nurları okumasından sonraki intibahlarını anlatınca heyecanlanmıştık. Brezilyalı Hüsnü kardeşimiz dedi ki; </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– “<em>Ben çok küçük yaşlardan beri kurtubi, ibn-i kesir gibi bir çok tefsir okudum, evet onlar güzel eserlerdi fakat tam olarak tatmin olamadığım gibi hep bir şeylerin eksikliğini hissediyordum. Sonra farklı ülkelerden gelen farklı meslek, meşrep ve tarikatları tanıdım, bir çok kitap da okudum ama değişen bir şey yoktu. Adını koyamadığım ama aklımı meşgul eden, kalben hissettiğim bi boşluk vardı. Ama ne zaman ki birinci söz “bismillah bahsini“ okudum, işte  o zaman senelerden beri o aradığım şeyi bulduğumu anladım</em>” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tarih öğretmeni olan bu kardeşimiz kendisi gibi muallim olan eşi ile beraber sözleri okuyorlar… Rabbim sadık birer nur talebesi olup hizmet-i imaniye ve Kuraniyede istihdam eylesin, amin…</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">“…elbette nev’-i beşer bütün bütün aklını kaybetmezse, maddi veya manevi bir kıyamet başlarına kopmazsa; İsveç, Norveç, Finlandiya ve İngiletere’nin Kur’anı kabul etmeye çalışan meşhur hatipleri ve Amerika’nın din-i hakkı arayan ehemmiyetli cemiyeti gibi ruy-i zeminin geniş kıtaları ve büyük hükümetleri Kur’an-ı mucizil beyanı arayacaklar ve hakikatlerini anladıktan sonra bütün ruh-u canlarıyla sarılacaklar.” </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet, evet, evet…bizler bu hale şahidiz! İmansızlıktan yorulan Güney Amerika insanları hakikati arıyorlar ve arayanlar buluyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşte aradığını bulanlardan birisi de Brezilyanın başka bir eyaletinde kendi kilisesi olan bir papaz. Bu kilisenin girişinde portekizce olarak “<strong>Deus e uniko</strong>” yani “<strong>Allah tekdir</strong>” yazıyormuş. Teslis inancını benimsemeyen, Allah’ın oğlu olamayacağını savunan bu papaz diğer din adamı arkadaşları ile sık sık bu mevzuları tartışmaktaymış. Daha sonra islamiyet hakkında araştırmaları neticesinde İslamiyetin esası olan tevhid inancını ve Hz İsa’nın bir peygamber olduğunu, Allah’ın oğlu olmadığını anlıyor ve diyor ki; “İşte benim aradığım hak din bu!” Sonrasında hiç düşünmeden müslüman olan Papazın arkasından sayıları yetmişi bulan cemaati de firesiz müslüman oluyorlar. Hatta cemaatteki bütün nisalar istisnasız tesettüre giriyorlar. Geçtiğimiz haftalarda posta ile portekizce risaleler eline geçmiş ve eski kilise şimdi ise yeni camide nur dersleri başlamış. Hatta bu zat civar şehirlere giderek nur dersleri yapmaya başlamış. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet, nasıl nurlar Barla’da doğmuş Anadolunun sinesine yerleşmişse şimdi de zamana tutulmuş bir ayna misali aynı samimiyet, aynı gayret ve aynı şevkle “Amerika”nın da sinesine yerleşiyor, yerleşecek inşaallah… Rabbim bu havadislerin emsallerini çoğaltsın, hepimizi bu nurlu hizmetlerde daim eylesin, perde değil ayine yapsın inşaallah, Amin…   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İki hafta, sanki iki gün gibi geçmişti. Artık seyahatimiz son buluyor, ağabeylerimizle vedalaşma vakti yaklaşıyordu. Evet, bu muvakkat bir ayrılıktı fakat  yine de gönlümüz mahzun, ruhumuz müteessir oluyordu. Fakat yine teselliyi Risale-i nurlarda geçen şu cümlelerden buluyorduk; </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">“Ehl-i hakikatin sohbetine zaman, mekan mani olmaz; manevi radyo hükmünde biri şarkta, biri garpta, biri dünyada, biri berzahta olsa da rabıta-yı Kur’aniye ve imaniye onları birbiriyle konuşturur” </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizler Güney Amerikadaki kardeşleriniz olarak dua ediyor ve dua bekliyoruz ki;  Risale-i nuru okuyup, anlayıp hayatımıza tatbik edebilelim, tam sadakat ve kanaat ve ihlas ile hizmet edebilelim. Vesselam</span></p>
<p><strong><em>Güney Amerika Nur Talebeleri</em></strong></p>
</div>

<a id="1962" class="fancybox" data-fancybox-group="gallery-1962" href='https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-3.jpg'><img decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-3-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-3-150x150.jpg 150w, https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-3-300x300.jpg 300w" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a id="1962" class="fancybox" data-fancybox-group="gallery-1962" href='https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-6.jpg'><img decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-6-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-6-150x150.jpg 150w, https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-6-300x300.jpg 300w" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a id="1962" class="fancybox" data-fancybox-group="gallery-1962" href='https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-8.jpg'><img decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-8-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-8-150x150.jpg 150w, https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-8-300x300.jpg 300w" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a id="1962" class="fancybox" data-fancybox-group="gallery-1962" href='https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-9.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-9-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-9-150x150.jpg 150w, https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-9-300x300.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a id="1962" class="fancybox" data-fancybox-group="gallery-1962" href='https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-10.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-10-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-10-150x150.jpg 150w, https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-10-300x300.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a id="1962" class="fancybox" data-fancybox-group="gallery-1962" href='https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-11.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-11-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-11-150x150.jpg 150w, https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-11-300x300.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a id="1962" class="fancybox" data-fancybox-group="gallery-1962" href='https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-12.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-12-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-12-150x150.jpg 150w, https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-12-300x300.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a id="1962" class="fancybox" data-fancybox-group="gallery-1962" href='https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-13.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-13-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-13-150x150.jpg 150w, https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-13-300x300.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a id="1962" class="fancybox" data-fancybox-group="gallery-1962" href='https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-14.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-14-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-14-150x150.jpg 150w, https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-14-300x300.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a id="1962" class="fancybox" data-fancybox-group="gallery-1962" href='https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-20.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-20-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-20-150x150.jpg 150w, https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-20-300x300.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a id="1962" class="fancybox" data-fancybox-group="gallery-1962" href='https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-21.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-21-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-21-150x150.jpg 150w, https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-21-300x300.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a id="1962" class="fancybox" data-fancybox-group="gallery-1962" href='https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-22.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-22-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-22-150x150.jpg 150w, https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-22-300x300.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a id="1962" class="fancybox" data-fancybox-group="gallery-1962" href='https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-23.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-23-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-23-150x150.jpg 150w, https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-23-300x300.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a id="1962" class="fancybox" data-fancybox-group="gallery-1962" href='https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-24.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-24-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-24-150x150.jpg 150w, https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-24-300x300.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a id="1962" class="fancybox" data-fancybox-group="gallery-1962" href='https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-25.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-25-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-25-150x150.jpg 150w, https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-25-300x300.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a id="1962" class="fancybox" data-fancybox-group="gallery-1962" href='https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-27.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-27-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-27-150x150.jpg 150w, https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-27-300x300.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a id="1962" class="fancybox" data-fancybox-group="gallery-1962" href='https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-32.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-32-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-32-150x150.jpg 150w, https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-32-300x300.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a id="1962" class="fancybox" data-fancybox-group="gallery-1962" href='https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-33.jpg'><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-33-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-33-150x150.jpg 150w, https://www.hizmetvakfi.org/wp-content/uploads/2017/12/Latin-Diyarında-Risale-i-Nur’un-Meyveleri-33-300x300.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>

<p><!-- <rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:trackback="http://madskills.com/public/xml/rss/module/trackback/">
<rdf:Description rdf:about="http://www.nurdanhaber.com/tr-tr/haberler/42687/guney-amerika-nur-talebelerinden-mektup-2/" dc:identifier="http://www.nurdanhaber.com/tr-tr/haberler/42687/guney-amerika-nur-talebelerinden-mektup-2/" dc:title="Güney Amerika Nur Talebelerinden Mektup" trackback:ping="http://www.nurdanhaber.com/tr-tr/haberler/42687/guney-amerika-nur-talebelerinden-mektup-2/trackback/" />
</rdf:RDF> --></p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hizmetvakfi.org/guney-amerika-nur-talebelerinden-mektup.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hüsnü Ağabey ile Alakalı İstifham Üzre Bir İzahat</title>
		<link>https://www.hizmetvakfi.org/husnu-agabey-ile-alakali-istifham-uzre-bir-izahat.html</link>
					<comments>https://www.hizmetvakfi.org/husnu-agabey-ile-alakali-istifham-uzre-bir-izahat.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2016 16:08:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüsnü Bayramoğlu Ağabey'in Mektupları]]></category>
		<category><![CDATA[manset]]></category>
		<category><![CDATA[Hüsnü Ağabey]]></category>
		<category><![CDATA[Hüsnü Bayramoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.hizmetvakfi.org/?p=1674</guid>

					<description><![CDATA[Evvela: Aziz kardeşim selam ederim, Güney Amerika seyahatımız memulün fevkınde kıymettar hizmetlere ve Nurun fevkalde intişarına vesile oluyor diye hamdediyoruz. İnşaallah kardeşlerimiz buradaki inkişafata ve hidemat-ı Nuriyeye dair lahikaları kaleme alıyorlar, size de gönderilir. Saniyen: Üstadımız buyuruyorlar ki; “Ehl-i Hak, yalnız hak için bahse girişmeli. Hak için bahse girişen izhar-ı fazl etmez. Yalnız hakkı arar. Hak hangi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><strong>Evvela: </strong>Aziz kardeşim selam ederim, Güney Amerika seyahatımız memulün fevkınde kıymettar hizmetlere ve Nurun fevkalde intişarına vesile oluyor diye hamdediyoruz. İnşaallah kardeşlerimiz buradaki inkişafata ve hidemat-ı Nuriyeye dair lahikaları kaleme alıyorlar, size de gönderilir.</div>
<div></div>
<div><strong>Saniyen: </strong>Üstadımız buyuruyorlar ki;</div>
<blockquote>
<ul>
<li><strong>“Ehl-i Hak, yalnız hak için bahse girişmeli. Hak için bahse girişen izhar-ı fazl etmez. Yalnız hakkı arar. Hak hangi tarafta olursa olsun, kemal-i şevk ile alır. Hatta, hak, hasım tarafında olsa, halis bir hakperest daha ziyade sevinir.” </strong></li>
<li><strong>“Bu işi ben sa’yim ile, kudretim ile kazandım diyen huddam, o gün görecekler ki, o mukaddes hizmet, zahiren ehliyetsiz görünen, hakikaten çok değerli diğerlerine devredilmiş olur kanaatındayım.”</strong></li>
</ul>
</blockquote>
<div><strong>Salisen: </strong>Yine Üstad-ı Necibimiz hizmetkarına atılan haksız iftiraya karşı, Onu müdafa sadedinde<strong> “Zannederim ki, ben gittikten sonra, burada benim yerimde, bana ettikleri hürmeti onlara edecekler. Bir kaç insafsız tenkid ededursunlar, o tenkidlerinden ne çıkar. Bunlara ilişmek doğrudan doğruya bana ilişmektir.” </strong>buyurmuşlardır.</div>
<div><strong>Rabian: </strong>Değişen dünya hadiseleri geniş ve külli meseleler ve şartlar altında isabetli hizmet-i Kur’aniye’nin esaslarını ders veren Lahikaları okuyanlar Hz. Üstadımızın bizzatihi yanında bulunup gerek Onun şahsi hizmetlerini gören ve gerekse umum mesail-i nuriye ve hizmet-i imaniye ile birebir alakadar olan talebelerine ve varislerine kulak vereceklerdir, birileri her ne kadar bu vükelay-ı sahib-i asr’ı inkar ve tenkid de etseler okuduğumuz ve okuyacağımız her bir lahika kitabının başında bu hizmetkarları göreceğiz;</div>
<blockquote>
<div><strong>Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Hizmetkarları :</strong></div>
<ul>
<li><strong>Tahiri Mutlu</strong></li>
<li><strong>Zübeyir Gündüzalp </strong></li>
<li><strong>Ceylan Çalışkan </strong></li>
<li><strong>Mustafa Sungur</strong></li>
<li><strong>Bayram Yüksel</strong></li>
<li><strong>Hüsnü Bayram</strong></li>
</ul>
</blockquote>
<div>O halde herbirerlerimiz Üstadımızın sözlerine kulak vermeli ve onun vasiyetlerini anlama gayreti içerisine girmeliyiz. Ta Üstad zamanında hatta Barla’da Üstadımıza hizmet edenlere de ilişilmiş ve Nur mesleğini farklı mecralara çekmek isteyenler en birinci istimal ettikleri yol bu olmuş.</div>
<ul>
<li><strong>Üstadımızın hizmetkarlarına ya iftira atmak,</strong></li>
<li><strong>yahut Onların gıybetini yaparak münafıkane planlar çevirmek..</strong></li>
</ul>
<div>Velhasıl cemaatte onların mevki- i muallalarını, Üstadlarına olan sadakatlarını çekemeyen ve <strong>“Bizim de reyimiz var, biz de söz sahibiyiz, şahsı maneviyiz” </strong>gibi laf oyunlarıyla Onları yalnızlaştırmak ve kendilerini öne çıkarmak planları..ve gayretleri..</div>
<div></div>
<div>
<p><strong>Hamisen:</strong> <strong>Üstadımızın Varis ve Vekili Hüsnü Bayram Ağabey</strong> ile beraber hasbel kader bazı seyahatlarda bulunuyoruz. Türkiye’den ayrıldığı gün ya hakkında yazı neşrediliyor yahut hiç alakası olmadığı halde bir takım şeylere alet edilmeye çalışılıyor.</p>
<p>Bu yazılar bazen uydurma, bazen yalan, bazen iftira halini alıyor. Şahsı ile alakalı söylenen hiçbir şeye ehemmiyet vermiyen Hüsnü ağabey (hakikaten birisinin yazmış olduğu yazı kendisine okunduğunda acı bir tebessümden başka hiç bir kelam etmedi, yazık dedi sadece..hatta acaba üzüldümü diye tesellikar birşeyler söylemeye çalıştığımızda bırakın kardeşim demek ki hizmetimizde kusurumuz olmuş ki Cenab-ı Hak O’nu böyle insafsızca konuşturmuş demekle yetindi.)</p>
<p>Hizmete teallük eden mesailde ise bir Arslan oluveriyor. Katiyyen ve katıbeten hizmetin istikamet ile devam ve ihlas ile tealisine ilişecek en cüzi meseleyi de kabullenemiyor. <strong>“Üstadımızdan aldığımız ders ve ettiğimiz yeminin ve Onun bize itimadının lazımı ne ise onu yapıyorum”</strong> diyerek müdahale ediyor..</p>
<p>Ben bakıyorum ne diyorsa Nurlardan diyor, halimizi tashih ediyor, Üstadımızdan gördüğü gibi, ayine gibi bize anlatıyor, nefsime ders alıyorum, bir bakıyorum, <strong>“Nereden çıktı bu Abi” </strong>diyecek kadar kabalaşanlar ortaya çıkıveriyor.</p>
</div>
<div>
<p><strong>“Hüsnü Ağabey şu gençlerle beraber” </strong>diye mesela yalan söyleniyor, yanlış yayın yapılıyor, Hüsnü Ağabey bu iftirayı düzeltmek için lahika yayınlıyor ve lahika, serapa sadakat dersi oluyor. <strong><a href="http://www.risaleajans.com/nur-alemi/husnu-bayram-agabeyden-bir-mesaj-var">*O Lahikayı okumak için &gt;&gt; TIKLA</a></strong></p>
<p>Son olarak bir mesaj okundu Hüsnü Ağabeye. O da tashih etti, bana emretti ben de konuştum ve o hususi gruba gönderdim, sonra bizim haricimizde yayıldı bu sesli mesaj. Üstadımızın hukukunun hatırı için yazacağım;</p>
</div>
<div>
<p>Ta ki hiç kimse üzerine de vazife değilse Hüsnü Ağabeyin sesli ve yazılı paylaşımlarından rencide olmasın, yarası olanlarda bu Nurlar ile büyümüş Hekim-i Hazığın yumuşak sürdüğü merhem yaramızı kanatıyor demesin, bu Üstadın yanında yetişmiş cerrahın iyi bilenmiş bıçağına incitiyor demesin, nurlardan verdiği şuruba boğazımızı yakıyor demesin, ve muktezay-ı hale münasib söylenmiş kelama fuadımızı eritti, rencide olduk demesin…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-3050 size-full disappear appear" src="http://www.nurrehberi.com/wp-content/uploads/2016/11/Said-Nursi-Talebeleri.jpg" sizes="auto, (max-width: 404px) 100vw, 404px" srcset="http://www.nurrehberi.com/wp-content/uploads/2016/11/Said-Nursi-Talebeleri.jpg 404w, http://www.nurrehberi.com/wp-content/uploads/2016/11/Said-Nursi-Talebeleri-300x224.jpg 300w" alt="Said Nursi Talebeleri" width="404" height="302" /></p>
</div>
<div></div>
<div><strong>1- MUTLAK VEKİLLİK</strong></div>
<div>
<p>Biz bunu kendimizden uydurmuş değiliz, bir ağabeyi de öne çıkarmak için bunu söylemeye lüzum yoktur. Zira Nur davası manevi bir davadır, beyan-ı envar-ı Kur’aniyyede Üstadımızın hakiki varisleri saffı evvel ağabeyler ve başta Hulusi, Sabri, Süleyman ve Bekir Ağa olmak üzere Tasdik-i Gaybi’de 8 asır evvel müjdesi verilen zevat-ı alicenabdır ki talebeliğin, kardeşliğin ve arkadaşlığın hakkını bihakkın eda etmişlerdir.</p>
<p>Veraset ile alakalı zaman zaman kendisine sorduğumuzda(Hüsnü Ağabeye) <strong>“Kardeşim sizler hepiniz Üstadımızın varislerisiniz” </strong>diye defaatle buyurmuş ve<strong> “Aslolan cennet gibi bir fiyatı bize kazandıran Nurlara karşı sadakat ve kanaatımızı muhafaza etmektir”</strong> (Kastamonu Lahikası) diye yine enzarı Nurlara çevirmiştir.</p>
<p><strong>“Herbir kitap bir Said’dir”</strong> derslerde okuyoruz demiş ve <strong>“Sırr-ı Veraset-i Nübüvvet Sözler’de ve yazılan sair derslerde tecelli etmiş”</strong> (28. mektup, 3., 4. Meseleler, 1. Şua’, 1. Ayet olan ayetunNur ) diye buyurmuşlardır.</p>
<p><strong>Fakat Hulusi Ağabey diyor ya ;</strong></p>
<p>Üstadımızı son ziyaretimde, ayrılırken <strong>“Kardeşim Hulusi ne senin için, ne benim için korkma! Fakat Sözler için ihtiyat et! “</strong> buyurdukları gibi işte Üstadımız Sözler için bir ihtiyat ve hizmetlerin devam ve tealisinde bir tedbir olarak son on senesinde yanına bazı ağabeyleri almış, herkesi ziyaretine kabul etmeyen Üstadımız, ve neredeyse umum hayatı inziva ile geçmiş bir Zat son devrey-i hayatlarında 6 talebesini hem hizmetine hem yanına almış..</p>
<p>Sadece şahsi hizmetini değil umumi hizmetin gidişatında da Onları bir esas merci kabul etmiş ve zaman zaman ziyaretlerine gelenlere bu manayı ders vermiş.</p>
</div>
<div>İşte Hüsnü Ağabey o bahtiyarlardandır ki 80 küsür senelik ömrü Üstadına ve Nurlara sadakat ve kanaat ile hizmette geçmiş, bazılarının dediği gibi şimdi çıkmış birisi değildir.</div>
<div>
<p>Hüsnü ağabey bazı neşriyat gruplarıyla hizmeti, nurları tanıyan birisi de değildir… Onu bizim methetmemize de ihtiyacı yoktur, zira methedilmek en ziyade hoşlanmadığı bir husustur. Hatta ceketini tutmamız bile kendisine ağır geliyor ve aşırı hürmet ve teveccühten acib bir tarzda rahatsız oluyor ve hatta bazen güceniyor.</p>
<p>Her meseleyi istişare ediyor, soruyor, fikir alıyor, fevkalade kibar ve nazik, Üstadımın Onun hakkında Nurlarda söyledikleri zaten kafidir, ve Üstadımızın hususi hatırat nevinden söylediklerini yazsak bir kitap olur fakat o ne bunları nazara verip anlatıyor ne de bazen mahremce anlattığı hususları neşretmemize müsade ediyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-3049 size-full disappear appear" src="http://www.nurrehberi.com/wp-content/uploads/2016/11/Said-Nursi.jpg" sizes="auto, (max-width: 750px) 100vw, 750px" srcset="http://www.nurrehberi.com/wp-content/uploads/2016/11/Said-Nursi.jpg 750w, http://www.nurrehberi.com/wp-content/uploads/2016/11/Said-Nursi-300x222.jpg 300w" alt="Said Nursi, Ceylan Çalışkan, Hüsnü Bayramoğlu " width="750" height="555" /></p>
</div>
<div></div>
<div><strong>Üstadımız Bediüzzaman buyuruyor ki;</strong></div>
<blockquote>
<ul>
<li><strong>“Cenab-ı Hak Hüsnüyü nurlara bağışlasın ve muvaffak eylesin… Safranbolu’da ki halis kardeşlerimizden Hıfzı’nın küçük medrese-i nuriyesi olan hanesindeki küçük ve çok çalışkan masumları yedi yaşında Yılmaz ve on üç yaşında Hüsnü‘nün…</strong></li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Safranbolu kahramanı berber Hıfzı ve evlatları Hüsnü, Yılmaz iki masum Nurcu…</strong></li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Hayatlarını hizmet-i İmaniyeye ve Nuriyeye vakfeden ve hizmetimde bulunan Sungur, Zübeyir, Ceylan, Bayram, Hüsnü, Yılmaz gibi aynı onların (saff-ı evvellerin) mahiyetinde HAKİKİ EVLADIM olarak onları kabul etmişim… </strong></li>
</ul>
</blockquote>
<p>Emirdağ lahikalarında geçen bütün vasiyetlerde ismi bulunan Hüsnü Bayram ağabeye Üstadımızın itimadına bakınız ! Bir de bazılarının hezeyanına..</p>
<p><strong>ÜSTADIMIZIN SON VASİYETİ </strong><br />
*Hüsnü Ağabey bu vasiyet yazılırken kendisi Eskişehir’dedir,</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-3048 size-large disappear appear" src="http://www.nurrehberi.com/wp-content/uploads/2016/11/897731-1024x523.jpg" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" srcset="http://www.nurrehberi.com/wp-content/uploads/2016/11/897731-1024x523.jpg 1024w, http://www.nurrehberi.com/wp-content/uploads/2016/11/897731-300x153.jpg 300w, http://www.nurrehberi.com/wp-content/uploads/2016/11/897731-768x392.jpg 768w, http://www.nurrehberi.com/wp-content/uploads/2016/11/897731.jpg 1418w" alt="Said Nursi'nin Vasiyeti" width="1024" height="523" /></p>
<div></div>
<div></div>
<div><strong>“Şimdi bütün talebelerin fevkinde diyerek değil</strong><br />
(zira işte bu manevi verasette mesela hiç kimse Hulusi Ağabeye yetişemiyor, essebebu kel fail sırrıylada saffı evvellere yetişmek muhal bununla beraber ihtimal yanında hizmetinde bulunanlar bütün talebelerin fevkinde fakat bu tefevvük sırrıyla bu vasiyet yazılmıyor …)<strong>Benim en yakınımda hizmetimde olup</strong><br />
(evet çöpten ekmek toplamasalarda Karakol, Hapis, Zehir, Sürgün, İdam tehditlerine beş para ehemmiyet vermemiş ve en lüzumlu ve en nazik zamanda Afyon hapsinin akabinde, Halk Partisinin zulmünün zirvede olduğu, gençleri ihtiyarlatan kara günlerde Üstadlarının yanında hayatlarının baharını geçiren fedai Nurcular, hizmetkar ve talebeleri…)<strong>Bir derece tam tarz-ı hareketimi bilenler</strong><br />
( Üstadımızın tarz-ı harekat-ı hattına herkes müttali değil, arzuy-u üstadanelerine herkes vakıf olamıyor..)<strong>Ve yakından görenler içinde, dört beş adamı MUTLAK VEKİL yapıyorum. </strong><br />
(işte malum bazı çevreler dem ve damarlarında bıraktıkları aşılanmayla his ve hevesinden vazgeçemeyip acib bir enaniyet ile Üstada ve vasiyetlerine cerbezeli tevillerle itiraz edip onları adeta kızdıran ve inkar ettirten bu kelime; <strong>MUTLAK VEKİL</strong>.. Üstadımız gelişi güzel kelime seçmez, oraya buraya çekip tevil de etmeyin, kelam da net, makam da net…)<strong>Ben ölsem veya hayatta şuursuz kalsam</strong><br />
(yani ben öldükten sonra yahut hayattayım fakat beşeriyet hali şuursuz kaldım, hastalandım, vesair ne olduysa oldu işte hayatta olsam bile halim buysa..)<strong>Nurlara karşı hizmetin tarzını</strong><br />
(Nurlara karşı Üstadımızın hizmeti nedir, neşirdir, tebliğdir,tashihdir, muhafazasıdır, sadakat ve kanaatle Nurların okunması, yazılması,baskısı, tayinatı, ve daha evvelki vasiyetlerde ki tavzifat ve arzularının yerine getirilmesidir…bir de bir tarz var, senin benim heveskarane tarzımız değil yani, hadisatın hükümleriyle kafa fenerimizle vereceğimiz kararlar, meşveretler, istişareler, toplantılarla değil bu tarz, bu tarz sadakat, kanaat, ihlas ve takva üzre bina edilen manevi bir tarz ki çoğumuz anlayamıyoruz)<strong>Bilerek tam yapabilsinler. </strong><br />
(bu bilerek kelimesi de mühim, 11.söz e havale etmekle beraber, bilmeden de çok şeyler yaptığımıza işaret var..)<strong>Şimdilik Tahiri, Sungur, Ceylan, Hüsnü ve bir iki adam daha MUTLAK VEKİLİM olarak vasiyet ediyorum. </strong><br />
(Demek ki bu mutlak vekil manası dendiği gibi eskiden gündeme gelmemişte ne hikmetse son günlerde gündeme gelmiş değildir, fakat yarım asırdır bazı çevrelerin gündeminde yok ki zaten abiler, yok ki zaten Üstadımızın vasiyetleri, bir siyasi partinin liderine uyduruk hatıralarla yapılmaya gayret edilen hürmeti Üstadımızın gözbebeklerine yapmadılar, ne diyelim namazda gözünüz yok ki ezanda kulağınız olsun, dikkat buyurun aynı paragrafta iki defa <strong>MUTLAK VEKİL</strong> diyor.)<strong>Anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az…</strong></div>
<div></div>
<div>Bizler, benim evladım, varisim, vekilim diye Hüsnü Ağabeye hitab eden bir Üstadın talebesi olduğumuzu iddia edeceğiz sonra Hüsnü Ağabeye biz hizmetlerde çok zorluk çekerken sen bilmem nerede memurdun,sonradan pastadan pay almak için ortaya çıkıp neşriyat sahibi oldun diyeceğiz..Ve bunu diyerek Üstdımızın ruzu mahşerde yüzüne bakacağız.</div>
<div>
<p>Hüsnü Ağabey 9 yaşında Nurları neşretmiş, Üstadımızı sevinç gözyaşlarıyla ağlattırmış, Safranbolu’da, Karabükte, Emirdağda, Isparta’da, İstanbulda, Konyada, Urfada Üstadının yanı başında olmuş ve bütün külliyatı inci gibi güzel hattıyla yazmış!!!!! bütün evradı kudsiyey-i nuriyeyi defaatle yazmış ve Sevgili Üstadımız o evradların herbirisine ayrı ayrı, herbir duaya ayrı ayrı dualar yazmış. Üstadımızın bu evlatlarına olan muhabbete bakınız ki Hüsnü Ağabey askerliğini yaparken Üstadımız laakal iki haftada bir kendisini ziyaret etmiş. Biz askerdeyken peder valide yemin törenine ancak gelebilmişti. İşte Üstadımızın muhabbetini böyle kazanmış bir Ağabey.</p>
</div>
<div><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-3047 size-full disappear appear" src="http://www.nurrehberi.com/wp-content/uploads/2016/11/Hulusi-abi.jpg" sizes="auto, (max-width: 652px) 100vw, 652px" srcset="http://www.nurrehberi.com/wp-content/uploads/2016/11/Hulusi-abi.jpg 652w, http://www.nurrehberi.com/wp-content/uploads/2016/11/Hulusi-abi-300x138.jpg 300w" alt="Hulusi abi" width="652" height="300" /></div>
<div><strong>Şimdi makam münasebetiyle Hulusi Ağabeyden kendi nefsime tokat gibi bir ders.. </strong></div>
<div><strong>23.1.1977 Elaziz.İkindi dersi… </strong></div>
<blockquote>
<div>“48 senedir bu işin içindeyim, neyin ne olduğunu biliyorum. bir ordu askeri avucumun içinde gezdiririm.maalesef yüzüme karşı iyi görünüyorlar. fakat neler yapıp nelere çalışıyorlar. .. beddua ederim. evleriniz başlarınıza yıkılır. buradan başka dershane yoktur! dershane burasıdır! Orayı dershane bilenler buraya gelip fitne çıkarmasınlar. cemaati dağıtmasınlar. ..</div>
</blockquote>
<div></div>
<blockquote>
<div>.. <strong>Risale-i nur talebesi siyasete karışmaz. </strong>ben ahmak değilim. ahmak olanlara bu sözlerimi söyleyiniz. benim ne olduğumu bilmiyorlar. neyin ne olduğunu ben biliyorum fakat sabrediyorum. belirli bir sabrım vardır fakat sabrım taştımı ne yapacağımı ben bilirim. orayı dershane olarak tanıyanlar buraya gelip aramıza girmesinler, buradan başka dershane yoktur. oraya ayak basanları orayı dershane olarak tanıyanları tanımıyorum. buraya ayak basmasınlar ve gelip gitmesinler. aramıza iki yüzlü münafıklar girmesin. canım sıkıldığı zaman uyuyamıyorum. bu nifak ve şikak heryerde olmuş. Allah sonunu hayretsin. O pisliğe burnunu sokan bir daha o pislikten kendini kurtaramaz ve Nur hizmetini huzurla yapamaz…”</div>
</blockquote>
<div>Şimdi anlıyoruz Üstadımızdan sonra 26 sene daha yaşayan Hulusi ağabeye ne için adeta ambargo uygulandı… O hayattayken varislik neymiş diyenler bugünde aynı şeyi söylüyor.. Üstadımızın vereselerini hor görüp kendimizi bir şey zannetmek …zaten Hulusi ağabey de onu diyor, Nur hizmetini huzurla yapamaz… çünkü tam tövbe etmiyor…</div>
<div><strong>Hulusi abi askeriyeden emekli maaşıyla köşesine çekilmişti..hem de milli görüşçü.. Bizler ne zorluklarla neşriyat yapıyorduk desek mi !</strong></div>
<div></div>
<div>
<p><strong>Mehmet Feyzi Efendi anlatıyor, </strong></p>
<p>(…. İstanbuldan) ekibi geldiler, küstahca bana şöyle yapın böyle yapın dediler, ders usulu şöyledir, matbuat böyledir, neşriyat şöyledir… Siz Türkeş’e nasıl selam gönderirsiniz, meşveret kararımız böyledir, dedim ki bakın Türk Milliyetçiliği uryandır, çıplaktır, islamiyet libasını giydirmek lazımdır sakın onların aleyhinde bulunmayın dedim, Efendi biz ne diyoruz şöyle yapın böyle yapın diyoruz diye üsteleyince gelenler, Hiddetlendim, bana bakın Ben Üstadımızın imtihanından geçmişim, beni Said Nursi imtihan etmiş, o imtihanı geçip hizmetine kabul edilmişim, siz kimsiniz, siz beni imtihan edemezsiniz ben sizi imtihan ederim diye kovup tardediyor…</p>
</div>
<div><strong>Mehmet Feyzi Efendi mollalık yaparken biz nice zorlukla neşriyat yapıyorduk mu desek?</strong></div>
<div></div>
<div>Tahiri Ağabey istanbul’da, o dönemde bir aralık aylarca Hüsnü Ağabeyin evinde Safranboluda beraber de kalırlar. Dikkat buyurun. Hulusi Ağabey gibi aynen O na da tesir etmek çaresini arayan komite Tahiri Ağabeyin onların efkarını anlayıp yüz vermemesi üzerine ne gibi tevzirat ve gıybetlerde bulundukları ehline malumdur. O günlerde de ne mutlak vekilliği diyenler çıkmış ortaya haşa haşa velidir ama bunaktır diyecek kadar alçalmışlardır.</div>
<div></div>
<div>İşte Hulusi Ağabey, Mehmet Feyzi Efendi, Tahiri Ağabey, Ahmet Feyzi Ağabey, Abdullah Ağabey ve Hüsnü Ağabeyler.. Birileri çöpten ekmek toplayıp neşriyat yapıyoruz dedikleri hengamede cemaat-ı nuru muhafaza edebilmek, bu tahribat-ı siyasiyye ve neşriyeden kurtarabilmek ve hiç olmazsa o tahribatı hafifletebilmek için gayret gösteriyorlardı.</div>
<div>Diyeceğimiz yazacağımız çok şeyler var, fakat fitne kapısını kapatmalı, alabildiğine muhabbet için koşturmalı diyor, diyor ve susmayı tercih ediyoruz. Fakat Uhuvvet, deyip, gelin ey Kardeşler kardeş olalım deyip Üstadımızın evlad-ı manevisine de pervasızca hakaretlere tahammül edemiyoruz.</div>
<div></div>
<div>
<p>Envar Neşriyat öne çıkarılıyor deniliyor ki iftiradır, neşriyatın ismi bile geçmedi, fakat müsbet yayınevleri diyerek 3-4 yayınevini tam Üstadımıza sadakat göstererek yayın yaptıklarından yine sadakatin bir dersi olarak o yayınevlerine atıfta bulunuyor. hangi yayınevleri tam sadakat ile neşir hizmetine devam ediyor ehline malumdur…</p>
</div>
<div></div>
<div><strong>2- RİSALE-İ NURA LUGAT KOYMA MESELESİ</strong></div>
<div>
<p><strong>Sadeleştirme-Lugat meselesi arasında mühim bir münasebet olduğu kanaatındayız, bunu da Hüsnü Ağabey defaatle ifade etti.</strong> Bu ifade yine Üstadımızdan aldığı derse binaendir, Atıf ağabeyle olan hatıra buna delildir. Eser üzerinde tasarrufa mezun değiliz, bunu neden anlamak istemiyoruz.</p>
<p>Üstadımız müsade etmemiş, babamın oğlu olsa, kainatı fethedeceğimi bilsem, yine Üstadıma muhalefet etmeyeceğim demek lazım değil mi…</p>
<p>Diyorsunuz ki Atıf Ağabeyin söylediği maslahatlara mebni bazı abiler istişare etmişler.</p>
</div>
<ul>
<li><strong>Kimdir bu abiler?</strong></li>
<li><strong>Salahiyetleri nedir?</strong></li>
<li><strong>Nur’larda isimleri var mıdır?</strong></li>
<li><strong>Mesela naşir midirler?</strong></li>
<li><strong>Hangi hak ve hukuka istinaden tasarrufta bulunuyorlar?</strong></li>
</ul>
<div>Evet bu bir tavizdir ve bir çığır açıp kapı aralamaktır, o kapıyı açanlar sadeleştirme cinayetinin şeriki oluyorlar. Zemini hazırlıyorlar. Fakat ne acı ki sadeleştirmeye karşı çıktıkları iddiasında bulunanlar lugat meselesinde onlarla aynı argumanları kullandıklarının farkına bile varamıyorlar. Ve diyorlar <strong>“ortalıkta (!) lugatsız risaleler çok.” </strong>Aynı ifade, aynı çarptırma.</div>
<div>Bu mesele kanaatimca bir sadakat meselesidir. Her ne ise…</div>
<div>” Ayinedir bu hatem, herkes sıdk ile hadim, Mir’at-ı Üstad’dan, Kur’an’dır görünen daim.”</div>
<div><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-3046 size-full disappear appear" src="http://www.nurrehberi.com/wp-content/uploads/2016/11/905784.jpg" sizes="auto, (max-width: 720px) 100vw, 720px" srcset="http://www.nurrehberi.com/wp-content/uploads/2016/11/905784.jpg 720w, http://www.nurrehberi.com/wp-content/uploads/2016/11/905784-225x300.jpg 225w" alt="Mustafa Sungur, Abdullah Yeğin, Hüsnü Bayram" width="720" height="960" /></div>
<div></div>
<div><strong>3- KİTAP YAZMA MESELESİ</strong></div>
<div>Bu meselede Hüsnü Ağabey Üstadımızdan duyduğu, gördüğü ve aldığı dersi bir ihtar ve ikaz olarak naklediyor. Eşhas muhatabı değil fikir bazında ifade ediyor;</div>
<div><strong>Hüsnü Ağabey diyor ki, </strong></div>
<div>“Kardeşim Nur talebesi kitap yazmaz, ancak Nurların neşir ve tebliğine gayret gösterir.</div>
<div>
<p>İdam kararı veren hakimin kalemini kırdığı gibi kalemini kıracak. Hulusi ve Sabri abilerin Nurun her makamında birinciliği kazanmalarının esbabı iyi okunmalı. Onlar ulum-u islamiyete vukufiyetle beraber fevkalade bir kaleme de malik olmalarına rağmen, hayatlarının saadetini, gayesini sadece ve sadece Nurların neşri bilmiş ve kendileri yazmış gibi sahabet göstermişlerdir.  <strong>Evet Nurlar ulum-u islamiyeye dair ihtiyaçlara kafi geliyor başka kitaplara ihtiyaç bırakmıyor</strong>.</p>
<p>Hem yine Kastamonu Lahikasında Üstadımız “<strong>Şimdi, tesanüdü bozmak ve bazı menfaatperest, fakat ehl-i ilim ve ehl-i dinden, Risale-i Nur’un cereyanına karşı rakip çıkarmak suretiyle intişarına zarar vermeye çalışıyorlar.” </strong>buyuruyor.</p>
</div>
<div></div>
<div><strong>Bu mesele ile alakalı bir hatırayı şöyle naklediyor Hüsnü Ağabey ;</strong></div>
<p>“1954-55’li senelerdi. Zaman zaman Üstadımız beni dışarıya mektup var mı diye göndertirdi. Bu defa</p>
<p>–<strong>“Kardeşim git Çalışkanların dükkanına mektup var mı bak birde zamk ile beyaz kağıt al”</strong> dedi.</p>
<p>Gittim baktım bir zarf var. Üstadımıza getirdim.</p>
<p>–<strong>“Zarfı aç” </strong>dedi Üstadımız.</p>
<p>Risale-i Nur’da da mühim mevkisi olan bir Zatın gönderdiği bu zarfın içinden bir kitap çıktı. Kendisi bir kitap yazmış, Üstadımıza göndermiş. Ben bilmiyorum ne hikmetle bana zamk aldırdı. Üstadımız;</p>
<p>–<strong>“Oku kardeşim ne yazmış” </strong>dedi.</p>
<p>İlk sayfayı okumaya başladım, yazdığı yarım sahife Risale-i Nur’dan 23. Söz idi. O yarım sahifeden sonra kendisinin izahı olan yarım sayfayı da okudum. Üstadımız,</p>
<p>–<strong>“O zatın kendi yazdığı kısmı ölç, kağıdı makasla kes onun üstüne yapıştır, kapat”</strong> dedi.</p>
<p>Sonuna kadar okuttu, ve okunan her sahifede Nurların geçtiği yerleri bıraktırıp, diğer kısımları zamkla kapattırdı. Bu kardeşimize gönderilmek üzere bir mektup yazdırdı,</p>
<p>–<strong>“Kardeşim selam ederim bu kitabı işte böyle neşredebilirsin”</strong> buyurdu ve kitabı göndertti.</p>
<p>Öyle ki Nurlarda olmayan “ve” ye kadar Üstadımız çıkarttırdı.</p>
<div>Şimdi Üstadımızdan bu dersi yaşayarak alan bir Hüsnü Ağabey bu ve buna benzer bir çok ders, ikaz, ihtar ve irşada mebni bize aktardıklarından ne için bunalıyor, rahatsız oluyoruz. İşte bilakis bu ve buna mümasil mesail için Necib Üstadımız bu ağabeyleri mutlak vekil ilan etmiştir.</div>
<div></div>
<div>Cenab-ı Hak bizleri de sizleri de tarik-i Haktan şaşırtmasın, istikamet ve ihlas ihsan etsin. Fitne ve fesattan muhafaza etsin.Amin.</div>
<div class="news-source"><strong> Dr.Mehmet Rıza Derindağ</strong></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hizmetvakfi.org/husnu-agabey-ile-alakali-istifham-uzre-bir-izahat.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
